Bilgi ve Kültür Tüketim Nesnesi mi, Varoluş Biçimi mi?

Bilgi biriktirilecek mülk değil, karakteri dönüştüren yaşanmış bir deneyim olmalıdır.

Bilgi biriktirilecek mülk değil, karakteri dönüştüren yaşanmış bir deneyim olmalıdır.

Bilim; nedensellik, tutarlılık, gözlemlenebilirlik ve nesnel gerçeklik varsayımları üzerine kurulu, öz-düzelten bir gerçek arayışı yöntemidir.

Bermuda Üçgeni'nden Kara Veba'ya pek çok "çözümsüz gizem", bilim ve arkeolojinin ilerlemesiyle rasyonel temelde açıklanmıştır.

Bilimsel hatalar, ilerlemenin önündeki engel değil; onu mümkün kılan yakıttır. Yanılmak, doğrultmak ve yeniden denemek bilimin özüdür.

Evrimden kuantuma, kaos teorisinden karanlık enerjiye kadar bu on teori, insanlığın evreni ve kendini anlama biçimini kökten değiştirdi.

Korelasyon birlikteliği gösterir, nedensellik ise onu açıklar; bu farkı görmezden gelmek, bilimdeki en yaygın ve maliyetli yanılgıyı doğurur.

Yeni araştırma, güçlü yıldırımların iyonosferi etkileyerek GPS sinyallerini dakikalarca bozabildiğini ortaya koydu.

Bilgi güçtür; ancak ahlakla birleşmezse yıkıcı olur. Bilgi arttıkça sorumluluk artar; asıl sınav bilgiyi ahlakla korumaktır.

Bilgi okuryazarlığı, manipülasyondan korur, doğru karar vermeye yönlendirir, bireysel gelişimi tetikler ve toplumsal sağlığı güçlendirir.

Nedir bil? demek, varlığa, hayata, insana ve dünyaya yöneltilmiş bir soru; aynı zamanda çağrıdır: Bil ki yaşayabilesin, öğren ki dönüşebilesin.