Bilgi ve Kültür Tüketim Nesnesi mi, Varoluş Biçimi mi?

Bilgi biriktirilecek mülk değil, karakteri dönüştüren yaşanmış bir deneyim olmalıdır.

Bilgi biriktirilecek mülk değil, karakteri dönüştüren yaşanmış bir deneyim olmalıdır.

Kültürel sermaye ve beğeniler; sınıfsal ayrımları, estetik tercihler ve yüzeysel göstergeler üzerinden doğallaştırarak toplumsal hiyerarşiyi korur.

Kültür, biriktirilen bilginin miktarı değil; insanın zihinsel esnekliği, derin empati yeteneği, merakı ve davranışlarındaki zarafettir.

Türk adı; köklü tarih, güçlü devlet geleneği, ortak kültür ve binlerce yıllık medeniyet mirasını temsil eden önemli bir kimliktir.

Türk sanatı, Uygurlardan Selçuklulara uzanan süreçte taklitçilikten uzak, özgün estetik ve teknik yeniliklerle dünya mimari ve kültür mirasına yön vermiştir.

Cehaletten beslenen linç kültürü; eleştirel düşünceyi yok ederek adaleti aşındıran ve gelişimi baltalayan yıkıcı bir hastalıktır.

Toplumsal yapı toplumda organize olmuş ilişkiler bütünüdür.

En geniş anlamıyla bir milletin yaşam biçimidir. Kültür; bir milletin asırlar boyu meydana getirdiği genel ahlak kuralları, gelenek-görenek ve ortak duygularının tamamına verilen addır.

Kültür ile uygarlık arasında hem birleşme noktası, hem de ayrılık noktaları vardır. Kültür ile uygarlık arasındaki birleşme noktası, ikisinin de bütün toplumsal hayatları içine almasıdır.

Sosyalleşme: Birey, içine doğduğu kültürel ortamın özellikleri ana-babasından, arkadaşlarından, okuldan, sokaktan ve iş ortamından öğrenir.