SANATSAL DÜZENLEME ÖĞELERİ
1.ÇİZGİ
2.ŞEKİL
3.IŞIK GÖLGE
4.DOKU
5.RENK
6.BİÇİM (FORM)
7.DEĞER
8.TON
9.MEKAN
SANATSAL DÜZENLEME ÖĞELERİ NELERDİR?
1. ÇİZGİ: Çizgiyi bir düzlemde sıralanmış sınır belirleyici hat olarak tanımlayabiliriz. Görsel anlatımın temel aracıdır. Doğada tek başına bulunmaz ve soyuttur. Nesneyi tanıma ve öğrenme, taslağını hazırlama amaçlı kullanılır. Düşüncelerin, olayların ve kavramların ifade edilmesinde de başvurulan en sade anlatım aracıdır. Aynı yönde hareket halindeki noktalar çizgiyi meydana getirir. Çizgi en temel görsel biçimlendirme ögesidir. Görsel sanatlar alanında en fazla kullanılan, kontrolü en zor, bir o kadarda olmazsa olmazlarından birisidir çizgi.
2. ŞEKİL: Bir objenin genel,dış hatları olarak tanımlanır. Şekil eni ve boyu olan bir düzlemdir. Geometrik ve doğal şekiller olarak sınıflandırabiliriz. Geometrik şekiller kare,dikdörtgen ve üçgenden oluşurken, doğa da bulunan dağlar ağaçlar taşlar yapraklar gibi organik şekillerden oluşur.
3. IŞIK-GÖLGE: Işığın cisimlere çarptıktan sonra yansıyarak gözümüzde bıraktığı etkiye denir. Güneşli bir günde renklerin daha parlak ve canlı olmaları, kapalı havada ise parlaklılığını ve canlılığını kaybetmeleri, olduklarından koyu görünmeleri rengin ışığa bağlı olduğunu gösterir. Işık olmadığı zaman her şey, şekil ve renk olarak kaybolur.
4. DOKU: Doğadaki tüm nesnelerin iç yapılarının işlevsel özelliklerini dışa vuran yüzeysel etkilere doku denir. Objelerin dış görünüşlerindeki ayrıcalıkları sağlayan üzerlerindeki dokusal yapı farklılıklarıdır.
5. RENK: Renk, ışığın değişik gözün retinasına ulaşması ile ortaya çıkan bir algılamadır. Bu algılama, ışığın maddeler üzerine çarpması ve kısmen soğurulup kısmen yansıması nedeniyle çeşitlilik gösterir ki bunlar renk tonu veya renk olarak adlandırılır. Tüm dalga boyları birden aynı anda gözümüze ulaşırsa bunu beyaz, hiç ışık ulaşmazsa siyah olarak algılarız. İnsan gözü 380nm ile 780nm arasındaki dalgaboylarını algılayabilir, bu sebepten elektromanyetik spektrumun bu bölümüne görünen ışık denir. Renkler için genelde kulağımızla duyduğumuz ince ve kalın ses analojisi yapılsa da, ses algısının aksine aynı anda gelen ışık frekansları değişik kanallardan algılanamaz (başka bir deyişle göz frekans analizi yapamaz), dolayısıyla aynı anda ince ve kalın sesleri birbirine karıştırmadan duymamıza karşın gözümüz için bu ‘çok seslilik’ söz konusu olmadığından değişik ışık frekanslarının sadece kombinasyonlarını algılayabiliriz. Bu prensibi açıklamak veya pratik uygulamalarda kullanmak için çeşitli renk modelleri geliştirilmiştir.
6. BİÇİM (FORM): Doğada ki ya da hayali bir objenin iki boyutlu izimi olarak adlandırabiliriz. Form da bu iki boyutlu çizime üçüncü boyutu kazandırabilmek için yapılan ışık gölge vs ‘dir.
7. DEĞER (VALÖR): Valör yani değer bir rengin , renge doygunluk derecesi diye adlandırılır. Rengin açıktan koyuya derecelenmesidir. Bir rengin siyah – beyaz ile, açık ve koyu değerlerinin verilmesidir. Değer-zıtlıkların iki boyutlu sanat eserinin algılamasına yardımcı olur.
8. TON: Bir rengin başka bir renkten etkilenerek saflığını yitirmesidir. Yani ton bir rengin başka bir renkte koyulaştırılması veya açılmasıdır. Kırmızının Sarıyla açılması veya lacivert ya da mor ile koyu renginin elde edilmesi tona örnek diyebiliriz.
9. MEKAN: Mekan nesnelerin birbiriyle olan ilişkilerin belirlerken, bu sürekli yönlendiren her türlü ideolojik yapı hakkında bilgilendirir bizi. Varlığını mutlak biçimde imgelemeye borçlu olan mekan, aslında ideolojik koşullanmalarından en kolay sızabildiği alandır.










