Kültürel gecikme: Bir toplumdaki maddi kültür öğelerinde meydana gelen değişim hızına, manevi kültür öğelerinin ayak uyduramaması oluşan uyumsuzluk ve görgüsüzlük durumudur.
Bu kavram Amerikalı toplumbilimci William Ogburn (1886-1959) tarafından ortaya atılmıştır. Ogburn, bir toplumsal sistemdeki maddi ve manevi kültürün karşılıklı ilişkisinde, değişme sürecinde ortaya çıkan bir uyumsuzluk haline dikkat çekmek istemiştir. Ona göre, maddi kültürde meydana gelen değişiklikler belli bir gecikmeyle manevi kültür tarafından (hukuk, töre, gelenek, toplumsal zihniyet vs.) takip edilirken arada bir boşluk doğmaktadır. Örneğin Türkiye’de özellikle 1980’lerin ortalarından sonra hızla zenginleşen insanlarda bu olgudan söz edilebilir. Hızlı dışa açılma ya da ihracatla kısa sürede sınıf atlayarak olağanüstü zenginleşen bu insanlar, geldikleri toplumsal çevrenin sınıfsal/kültürel karakteristiklerini önemli ölçüde muhafaza etmiştir. Farklı bir ifadeyle, onların çok zengin olmaları üst sınıfa ait kültürel davranışları göstermelerini sağlamamıştır. Bu insanların çocukları içine girdikleri yeni sınıfı daha fazla benimseyecek ve yine o sınıf tarafından daha fazla kabul görecektir. İşte neredeyse bir kuşak, hatta iki kuşak süren bu gecikme ‘’kültürel gecikme’’dir.
Bourdieu’nun kavramıyla farklı bir bağlamda ifade edersek bireylerin ekonomik sermayeye sahip olması eşzamanlı olarak kültürel sermayeye sahip olmalarını sağlamaz. Özellikle maddi kültürün teknoloji boyutundaki değişiklikler, kültürel gecikmenin çarpıcı bir biçimde görülmesini sağlar. Düne kadar cep telefonu sahibi olmayan insanların, cep telefonu edindikten sonra toplum içindeyken çevrelerindeki insanları rahatsız edecek şekilde bağıra bağıra telefonla konuşmaları da bu doğrultuda kültürel gecikmenin çarpıcı bir örneğidir. Kişinin cep telefonu sahibi olması ya da cep telefonunun gündelik yaşamında çok önemli bir yer oluşturmaya başlaması, beraberinde cep telefonuyla konuşma adabını ya da kültürünü de eş zamanlı olarak öğrenmesine neden olmamakta, yani kültürel gecikme ortaya çıkmaktadır.
Kültürel gecikmenin bir başka örneği de insanların sınıflarını değiştirerek üst sosyal sınıflara yükselme hikâyelerinde görülebilir. Zaman zaman insanlar çeşitli nedenlerle sınıf değiştirirler. Bu değişimle birlikte ne geçmişlerine benzeyen ne de girdikleri yeni sınıfla uyuşan farklı hayat tarzları geliştirirler ve ömürleri boyunca iki hayat tarzı arasında sıkışıp kalırlar. Şüphesiz bu insanlar değil ancak bunların çocukları içine girdikleri yeni sınıfı daha fazla benimseyecekler ve yine o sınıf tarafından da benimseneceklerdir. Neredeyse bir kuşak hatta iki üç kuşak süren bu gibi durumların ortaya çıkardığı “boşluk” da kültürel gecikmedir.
Örnek: Cep telefonu (maddi kültür) hızla yaygınlaşmaktadır ancak onu kullanma görgüsü (manevi kültür) aynı hızda gelişmemektedir. Bunun sonucu olarak toplu mekânlarda yüksek sesle konuşulmakta, tiyatro, cami gibi yerlerde kapatmaya özen gösterilmemektedir. Ayrıca, apartman, kredi kartı, belediye otobüsü, sonradan görme zenginlik vb.










