Türkiye’de kanser vakaları her yıl artmaya devam ederken, uzmanlar sigara kullanımı ve hareketsiz yaşam tarzının bu artışta başlıca roller oynadığını vurguluyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de her yıl yaklaşık 250 bin yeni kanser vakası görülüyor ve bu sayı giderek yükseliyor. Yetkililer, yaşam tarzına bağlı etkenlerin bu tabloyu değiştirme gücüne sahip olduğunu, özellikle sigara içenler ve fiziksel aktivite düzeyi düşük olan bireylerin büyük risk altında bulunduğunu belirtiyor.
Sigara, dünya genelinde kanserin en önemli önlenebilir nedeni olarak kabul ediliyor. Tütün ürünlerinin içinde bulunan binlerce kimyasaldan en az 70’inin kanserojen olduğu biliniyor. Bu maddeler vücutta yalnızca akciğere değil; ağız, gırtlak, yemek borusu, pankreas, böbrek ve mesane gibi birçok organa zarar veriyor. Türkiye’de erkeklerde en sık görülen kanser türü olan akciğer kanserinin yaklaşık yüzde 85’i doğrudan sigara kullanımına bağlanıyor. Uzmanlar, pasif içiciliğin de aktif içicilik kadar tehlikeli olduğunu, özellikle çocukların ve kapalı alanlarda bulunan bireylerin yüksek risk taşıdığını hatırlatıyor.
Hareketsizlik ise çağın görünmez tehlikelerinden biri olarak tanımlanıyor. Uzun süre masa başında çalışan, gün içinde yeterince hareket etmeyen ve fiziksel aktiviteyi alışkanlık haline getirmeyen bireylerde kanser riskinin belirgin şekilde arttığı ifade ediliyor. Bilimsel araştırmalara göre, düzenli hareketin olmadığı bir yaşam tarzı obeziteyi tetikliyor; obezite ise başta kalın bağırsak, meme, rahim ve safra kesesi kanseri olmak üzere en az 13 farklı kanser türüyle ilişkili. Türkiye’de yetişkinlerin yaklaşık yüzde 30’u obez sınıfına girerken, hareketsizlik oranının da dünya ortalamasının üzerinde olduğu belirtiliyor. Bu durum, kanser vakalarındaki artışı besleyen büyük bir halk sağlığı sorunu oluşturuyor.
Uzmanlar, sigara ve hareketsizliğin birlikte görüldüğünde kanser riskinin katlanarak arttığını vurguluyor. Sigaranın vücutta yarattığı hücresel hasar, hareketsizliğin neden olduğu metabolik bozukluklarla birleşince bağışıklık sistemi zayıflıyor, hücre yenilenmesi yavaşlıyor ve tümör oluşumu için ideal bir zemin oluşuyor. Yapılan çalışmalarda, sigara içip fiziksel aktivite yapmayan bireylerde kanser gelişme riskinin diğerlerine göre birkaç kat daha yüksek olduğu gösteriliyor.
Türkiye’de kanserin önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çeken uzmanlar, hayat tarzında yapılacak basit değişikliklerin büyük fark yaratabileceğini belirtiyor. Günde en az 30 dakika tempolu yürüyüş, haftada birkaç kez düzenli egzersiz, dengeli beslenme ve tütün ürünlerinden tamamen uzak durmak kanser riskini önemli ölçüde azaltabiliyor. Ayrıca sigarayı bırakmak için klinik destek alan bireylerde başarı oranının çok daha yüksek olduğu, hareketsizliği azaltmak için işyerlerinde ve okullarda fiziksel aktiviteyi teşvik eden programların uygulanması gerektiği ifade ediliyor.
Sonuç olarak, sigara ve hareketsiz yaşam tarzı Türkiye’de kanserin en önemli tetikleyicileri arasında yer alıyor. Hem bireysel farkındalık hem de toplumsal bilinç ile bu iki risk faktörüne karşı mücadele etmek, kanserle savaşta en etkili stratejilerden biri olarak görülüyor. Uzmanlar, “Kanser kader değildir; yaşam tarzıyla değiştirmek mümkündür” diyerek toplumun her kesimini sağlıklı bir yaşama adım atmaya çağırıyor.










