İngiltere’nin Oxfordshire bölgesindeki Dewars Farm Taş Ocağı’nda, yaklaşık 166 milyon yıl öncesine, Orta Jura dönemine tarihlenen devasa bir dinozor ayak izi alanı keşfedildi. Şimdiye kadar ülkede bulunan en büyük dinozor iz sahası olarak kayıtlara geçen keşif, kil temizliği sırasında sıra dışı çıkıntıları fark eden bir taş ocağı işçisinin dikkati sayesinde ortaya çıktı. İlk bakışta düzensiz görünen izlerin, tarih öncesi dev canlılara ait olduğu yapılan incelemelerle netlik kazandı.
Çeşitli üniversitelerden araştırmacıların katıldığı kazı çalışmalarında toplam dokuz ayrı iz yolu belirlendi. 2024 yılında yürütülen kazılarda yaklaşık 200 ayak izi gün yüzüne çıkarılırken, 2025’te yapılan ek çalışmalarla iz yollarından biri yaklaşık 220 metreye kadar uzatıldı. Bu uzunluk, şimdiye kadar kaydedilen en uzun dinozor iz yollarından biri olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bölgeyi bir dinozor “otoyolu” olarak tanımlıyor; çünkü izlerin yönü ve yoğunluğu, tarih öncesi dönemde bu alanın çamurlu ve sığ sularla kaplı, sık kullanılan bir geçiş güzergâhı olduğunu gösteriyor.
İzlerin büyük bölümünün uzun boyunlu sauropodlara, özellikle de yaklaşık 18 metre uzunluğa ulaşabilen Cetiosaurus’a ait olduğu tespit edildi. Bunun yanı sıra, etobur ve üç parmaklı ayak izleriyle tanınan Megalosaurus türüne ait belirgin izler de sahada net biçimde görülebiliyor. Megalosaurus, bilimsel olarak tanımlanan ilk dinozor türlerinden biri olmasıyla paleontoloji tarihinde ayrı bir öneme sahip. Aynı alanda hem dev otçulların hem de büyük bir yırtıcının izlerinin bulunması, bölgenin ekosistemine dair önemli ipuçları sunuyor.
Keşif alanında yalnızca ayak izleri değil; antik yuvalar, kabuk kalıntıları, bitki fosilleri ve deniz kestanesi kalıntıları da ortaya çıkarıldı. Bu bulgular, Orta Jura döneminde bölgenin tropikal iklime sahip, kıyısal ve biyolojik açıdan zengin bir çevre olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar, izlerin bulunduğu çamurlu zeminin zamanla tortularla kaplanarak fosilleştiğini ve bu sayede milyonlarca yıl boyunca korunabildiğini belirtiyor.
Bilim insanları, alanın ayrıntılı belgelenmesi için ileri teknoloji yöntemlere başvurdu. Drone’lar ve geleneksel kameralarla çekilen 20.000’den fazla görüntü kullanılarak izlerin detaylı üç boyutlu modelleri oluşturuldu. Dr. Duncan Murdock, bu modeller sayesinde dinozorların ayaklarının çamuru nasıl ezdiğinin ve ağırlık dağılımının bile analiz edilebildiğini ifade etti. Profesör Kirsty Edgar ise keşfi, “Bu ayak izleri, dinozorların yaşamlarına olağanüstü bir pencere açıyor; hareketleri, etkileşimleri ve yaşadıkları tropikal ortam hakkında ayrıntılar ortaya koyuyor” sözleriyle değerlendirdi. Gerçekten de bu izler, yalnızca birer fosil değil; milyonlarca yıl önceki bir günün adeta donmuş anları olarak kabul ediliyor.
Uzmanlara göre bu keşif, dinozorların davranış biçimleri, sürü hareketleri ve habitat tercihleri konusunda yeni araştırmalara zemin hazırlayacak. Aynı bölgede hem otçul hem de etobur izlerinin bulunması, av-avcı ilişkileri ya da aynı zaman diliminde alan paylaşımı gibi soruları gündeme getiriyor. Ayrıca 220 metreyi aşan kesintisiz iz yolu, bu dev canlıların yönelimleri ve hızları hakkında da önemli veriler sunuyor.
Sonuç olarak Oxfordshire’daki bu keşif, yalnızca İngiltere için değil, küresel paleontoloji çalışmaları açısından da büyük önem taşıyor. 166 milyon yıllık “dinozor otoyolu”, tarih öncesi yaşamın izlerini günümüze taşıyan nadir ve etkileyici kanıtlardan biri olarak bilim dünyasında uzun süre konuşulmaya devam edecek.




