Türkiye’de son yıllarda diyabet (şeker hastalığı) görülme sıklığındaki endişe verici artış, ülkeyi ve küresel toplumu ciddi bir halk sağlığı tehdidiyle karşı karşıya bırakmıştır. Son 10 yılda vaka sayısındaki %60’lık artış gibi çarpıcı veriler, sorunun boyutunu gözler önüne sermektedir. Bazı kaynaklar bu artışın %90’ın üzerinde olduğunu veya oranının iki katına çıktığını (%7.5’tan, %13.5’a) belirtmektedir, bu da Türkiye’nin Avrupa’da diyabetin en hızlı yükseldiği ülke konumuna geldiğini göstermektedir.
Türkiye’deki Diyabet Epidemisi
Türkiye, diyabet prevalansı (yaygınlığı) açısından alarm veren bir tablo çizmektedir.
- Güncel Prevalans: Son çalışmalara göre, Türkiye’de diyabet yaygınlığı %13.5 ile %14 civarındadır. Bu, her 7 kişiden yaklaşık 1’inin diyabet hastası olduğu anlamına gelmektedir.
- Vaka Sayısı: Ülkemizdeki diyabetli hasta sayısının 10 ila 12 milyonun üzerinde olduğu tahmin edilmektedir.
- Gelecek Öngörüsü: Türkiye’nin bu artış hızıyla 10 yıl içinde (veya 2045 yılına kadar) yetişkinlerde diyabetin en sık görüldüğü ilk 10 ülke arasına gireceği tahmin edilmektedir.
- Gizli Tehlike: Diyabet hastalarının neredeyse yarısı (yaklaşık %50’si) hastalığının farkında değildir, bu da tanısız diyabetin komplikasyon riskini artırmaktadır.
Küresel Diyabet Görünümü
Diyabet, sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın en önemli kronik hastalıklarından biridir.
- Küresel Yaygınlık: Dünya genelinde her 11 kişiden 1’i diyabetlidir; bu da yaklaşık 463 milyon kişiye denk gelmektedir (2019 verileri). 2022 itibarıyla bu sayının 800 milyonu geçtiği de belirtilmektedir.
- Bölgesel Dağılım: En yüksek prevalans oranları genellikle Güney Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika gibi bölgelerde görülmektedir. Hindistan (212 milyon) ve Çin (148 milyon) toplam diyabet vakalarının en büyük kısmını oluşturmaktadır.
- Tedaviye Erişim: Yüksek gelirli ülkelerde tedaviye erişim gelişmişken, düşük ve orta gelirli ülkelerde (diyabet hastalarının dörtte üçünün yaşadığı yerler) erişim hala yetersizdir.
- Küresel Yük: Küresel sağlık harcamalarının yaklaşık %10’u (760 milyar ABD Doları) diyabete harcanmaktadır. Türkiye’de bu oran toplam sağlık harcamalarının %23.8’ini oluşturmaktadır.
Artışın Temel Nedenleri
Diyabet, özellikle Tip 2 diyabetin yaygınlaşması, modern yaşam tarzı değişiklikleri ve sosyoekonomik faktörlerin karmaşık etkileşimiyle ilişkilidir.
1. Yaşam Tarzı ve Beslenme Değişiklikleri
- Obezite ve Fazla Kilo: Diyabetin en temel nedenlerinden biri olan obezite, Türkiye ve dünyada hızla artmaktadır. Vücuttaki aşırı yağ birikimi insülin direncini tetikler.
- Hareketsiz (Sedanter) Yaşam: Şehirleşmenin ve modern yaşamın getirdiği fiziksel aktivite düşüklüğü, insülin duyarlılığını azaltarak riski yükseltmektedir.
- Yanlış Beslenme: Yüksek kalorili, işlenmiş gıdalara, hızlı ve hazır yiyeceklere yönelim; meyve suyu, gazlı içecekler ve tatlılar gibi basit şeker tüketiminin artması. Türkiye’de kişi başına yıllık şeker tüketimi (35 kg civarında) dünya ortalamasının (24 kg civarında) üzerindedir.
2. Demografik Faktörler
- Yaşlanma: Ortalama yaşam süresinin uzaması, ileri yaşta daha sık görülen Tip 2 diyabetin görülme sıklığını artırmaktadır.
- Kentleşme: Kırsal kesimden büyük şehirlere göç, daha az fiziksel aktivite ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarını beraberinde getirerek riski yükseltmektedir.
3. Diğer Faktörler
- Genetik Yatkınlık: Ailede diyabet öyküsünün bulunması, hastalığa yakalanma riskini önemli ölçüde artırmaktadır.
- Kronik Stres ve Uyku Bozuklukları: Stres ve yetersiz uyku, hormonal dengeyi bozarak diyabet riskini yükseltebilir.
Diyabetin Kritik Sonuçları
Kontrol altına alınamayan yüksek kan şekeri seviyeleri, vücuttaki damar ve sinirlerde hasara yol açarak ciddi ve kalıcı komplikasyonlara neden olur:
- Kardiyovasküler Hastalıklar: Kalp krizi ve inme (felç) riskinde artış.
- Böbrek Hasarı (Nefropati): Böbrek yetmezliğine yol açabilir, diyaliz veya böbrek nakli gerektirebilir.
- Sinir Hasarı (Nöropati): Özellikle ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma ve ağrı. Ayak yaraları ciddi enfeksiyonlara hatta ampütasyona (uzuv kaybı) neden olabilir.
- Göz Hasarı (Retinopati): Görme kaybı ve körlüğe yol açabilir.
- Akut Komplikasyonlar: Diyabetik ketoasidoz (DKA) gibi acil tıbbi müdahale gerektiren yaşamı tehdit edici durumlar.
Korunma ve Önleme
Diyabetle mücadelede en önemli adım erken tanı, eğitim ve yaşam tarzı değişiklikleridir.
- Sağlıklı Beslenme: Düşük glisemik indeksli gıdaların tüketimi, işlenmiş gıdalardan ve basit şekerlerden uzak durulması.
- Düzenli Egzersiz: Fiziksel aktivitenin artırılması, insülin duyarlılığını artırır ve kilo kontrolüne yardımcı olur.
- Kilo Kontrolü: Sağlıklı vücut ağırlığının korunması.
- Düzenli Kontroller: Özellikle risk altındaki kişilerin (aile öyküsü, fazla kilo) düzenli doktor kontrolleri yaptırması.










