Hacamat bıçağı denilen bir aletle, vücudun deriye yakın damarlarını keserek kan alma. Kan almaya fasd da denir. Hacamat, deriden ufak ensizyonlardan vakum yolu ile kan alınmasıdır. Genellikle iki omuz arasından, sırttan, başın arka tarafından yahut vücudun herhangi bir yerinden bardak veya boynuzla alınır. Hacamat yönteminden, Milattan önceki dönemlerden kalma Hint tıp yöntemleri olan Ayurveda metinlerinde bahsedilmiştir. Antik dönemlerde Mezopotamya, Mısır ve Yunanistan’da uygulanmıştır. Hacamat derinin bir neşter yardımıyla çizilip ağzı geniş olan bir bardak, boynuz ya da şişe gibi aparat ile oluşturulan emme gücüyle kanın çekilmesi şeklinde yapılır. Çay bardağı ve yakılan bir pamuk ile aynı emici basınç gücü de oluşturulabilir. Geleneksel olarak ağrı, sızı veya hastalık olan organa yakın yerlere yapılır. İlk seferde üst sırt bölgesindeki bazı noktalara yapılması tavsiye edilir, kafa’ya yapılması tavsiye edilmez.
Deri altında birikmiş olan kan, kan özelliğini yitirmiş koyu renkli pelte kıvamındadır ve bağışıklık sistemimizi olumsuz yönde etkileyerek birçok hastalığa kapı aralamaktadır. Hacamat ağrısız, acısız, yatak istirahatsiz, iş gücü kaybı olmadan tatbik olunan bir tedavi metodu olup, hastalıklardan korunmanın ve sağlıklı yaşamanın en kolay yoludur.
İslam’da hacamat:
- Bütün meleklerden işittim ki, ümmetine söyle hacâmat yaptırsınlar, dediler. (Hadîs-i şerîf-Kimyây-ı Seâdet)
- Arabî ayın on yedinci veya on dokuzuncu veya yirmi birinci günleri hacâmat olunuz. (Hadîs-i şerîf-Kimyây-ı Seâdet)
- Kan aldırmak sünnettir. Peygamber efendimiz her ay hacâmat olurdu. (Zehebî)










