Uzmanlar, son dönemde yeniden hız kazanan kuş gribi tehdidine karşı küresel ölçekte yeterli ciddiyetin gösterilmediği uyarısında bulunuyor. COVID-19 salgınından çıkarılan derslere rağmen, özellikle yüksek patojeniteli kuş gribi virüsleri (HPAI) konusunda gözetim, erken uyarı ve hazırlık düzeyinin zayıfladığına dikkat çekiliyor. Bilim insanlarına göre bu ihmal, dünyayı yeni bir küresel sağlık krizine açık hale getiriyor.
H5 grubu kuş gribi virüsleri, kuşlar için son derece ölümcül olmasının yanı sıra artık yalnızca kanatlılarla sınırlı kalmıyor. Son veriler, virüsün en az 74 farklı memeli türüne yayıldığını ortaya koyuyor. Bu yayılım, virüsün türler arası geçiş kabiliyetinin arttığını ve mutasyon riskinin güçlendiğini gösteriyor. Özellikle ABD’de binden fazla süt çiftliğinde virüsün tespit edilmesi, tehdidin boyutunu daha da görünür kıldı. Uzmanlar, virüsün sütte viral parçacıklar bırakabilmesinin, gıda zinciri ve çiftlik çalışanları açısından ek bir risk unsuru oluşturduğunu vurguluyor.
İnsanlarda kuş gribi vakaları şu aşamada nadir görülse de, vaka sayılarında dikkat çekici bir artış eğilimi bulunuyor. Mevcut vakalarda bildirilen yaklaşık yüzde 50’ye varan ölüm oranı, virüsün insanlar için ne denli tehlikeli olabileceğini açıkça ortaya koyuyor. Bugüne kadar insan-insan bulaşı sınırlı düzeyde kalsa da, uzmanlara göre virüsün bu yeteneği kazanması halinde sonuçlar COVID-19’dan çok daha yıkıcı olabilir.
Bilim çevreleri, riskin büyümesinde yalnızca virüsün evrimsel kapasitesinin değil, aynı zamanda zayıflayan gözetim sistemleri ve sağlık bütçelerindeki kesintilerin de önemli rol oynadığını belirtiyor. Birçok ülkede hayvan sağlığı izleme programlarının daraltılması, laboratuvar kapasitesinin sınırlanması ve uluslararası veri paylaşımının aksaması, erken müdahale şansını azaltıyor. Uzmanlar, kuş gribinin halen “uzak bir tehdit” gibi algılanmasının stratejik bir hata olduğunu savunuyor.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde, aşı ve antiviral ilaç araştırmalarının hızlandırılması, çiftliklerde biyogüvenlik önlemlerinin artırılması ve insan–hayvan sağlığını birlikte ele alan “Tek Sağlık” yaklaşımının güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Aksi halde, bugün hayvanlar arasında sessizce yayılan bu virüsün, yarın küresel ölçekte insan sağlığını tehdit eden bir salgına dönüşebileceği ifade ediliyor.










