Kuzey yarımküre hızla grip (influenza) sezonuna girerken dünyanın farklı bölgelerinden gelen veriler bu yılın sıradan bir kış olmayabileceğini gösteriyor. Özellikle A tipi influenza virüslerinden H3N2’nin yedi ayrı mutasyon geçirmiş yeni bir alt varyantıyla yayılması, birçok ülkede vakaların erken ve ağır seyretmesine neden oluyor. Avustralya, Japonya, Britanya, ABD ve Kanada gibi ülkelerde vaka sayıları artarken hastaneye yatış oranlarının da beklenenin üzerine çıktığı bildiriliyor.
Japonya, ekim ayı başında grip nedeniyle ulusal salgın ilan eden ilk ülkelerden biri oldu. Hükümet yetkilileri, bazı bölgelerde ortalama grip hasta sayısının son on yılın en yüksek seviyelerine ulaştığını açıkladı. Çocuklar arasında hızlı yayılım görülmesi üzerine çok sayıda okul geçici olarak tatil edildi. Benzer bir tablo Britanya’da da yaşanıyor; Ulusal Sağlık Sistemi yetkilileri, grip vakalarının hastanelerde yoğunluk riskini artırdığını ve ülkenin son yılların en zor kışlarından biriyle karşı karşıya olduğunu duyurdu.
Uzmanlara göre sahadaki vakaların çoğunda görülen etken, “Hong Kong gribi” olarak da bilinen H3N2. İnfluenza virüslerinin A tipi, B tipine kıyasla daha ağır seyirli olabiliyor. Bu yıl farklı olan nokta ise H3N2’nin genetik yapısında gözlenen değişimler. Yedi mutasyon geçirdiği belirlenen ve “subclade K” olarak adlandırılan yeni varyantın hem daha kolay bulaştığı hem de daha şiddetli belirtilere yol açabildiği bildiriliyor. Bulaşma katsayısının yaklaşık 1,4 olduğu, yani her hastanın ortalama birden fazla kişiye virüs bulaştırabildiği ifade ediliyor. Bu da grip sezonunun birçok ülkede normalden haftalar önce başlamasına yol açtı.
Aşıların bu tablo karşısındaki etkisi ise en çok merak edilen başlıkların başında geliyor. Uzmanlar, mevcut grip aşılarının H3N2 suşunu içerdiğini, ancak virüsteki mutasyonlar nedeniyle bağışıklık düzeyinin geçmiş yıllara kıyasla bir miktar daha düşük olabileceğini belirtiyor. Buna rağmen aşının tamamen etkisiz olmadığı, erken verilerin özellikle ağır hastalık ve hastaneye yatışı azaltmada koruyucu etkinliğin sürdüğünü gösterdiği ifade ediliyor. Bu nedenle risk grupları başta olmak üzere aşılanmanın hâlâ önemli bir korunma aracı olduğu vurgulanıyor.
Yeni H3N2 varyantının özellikle çocuklar ve gençler üzerinde etkili olması dikkat çekiyor. Japonya’da hastaneye yatırılan grip hastalarının büyük bölümünün 14 yaş altı çocuklardan oluşması, çocukluk çağında yayılımın hızını da gözler önüne seriyor. Britanya’dan gelen raporlar da benzer bir tabloya işaret ediyor. Okullarda ve toplu alanlarda bulaşın hızlanması, aile içi yayılımla birlikte vaka sayılarının kısa sürede yükselmesine neden oluyor.
Türkiye’de ise şu aşamada grip vakalarının sınırlı düzeyde seyrettiği belirtiliyor. Ancak uzmanlar, küresel yayılım hızı göz önüne alındığında önümüzdeki haftaların kritik olduğunu ifade ediyor. Özellikle aşılanma açısından hâlâ bir fırsat penceresi olduğu, ancak ülkede grip aşısı temininde yaşanan sıkıntıların endişe yarattığı dile getiriliyor. Eczanelerde aşı bulunurluğunun düşük olduğu, firmaların ilaç kuru politikaları nedeniyle yeterli miktarda aşı getirmekte isteksiz davrandığı belirtiliyor. Bu durum, olası ağır bir sezon öncesinde hazırlık düzeyinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gündeme getiriyor.
Uzmanlar, yalnızca aşı değil antiviral ilaç stoklarının da önemine dikkat çekiyor. Yüksek risk grubundaki kişilerin erken tanı alması ve zamanında tedaviye ulaşabilmesi için sağlık sisteminin ilaç tedariki açısından güçlü olması gerektiği vurgulanıyor. Aynı zamanda basit fakat etkili önlemlerden biri olan solunum hijyeninin yeniden hatırlatılması gerektiği ifade ediliyor. Maske kullanımı, el hijyeni ve kalabalık, kapalı alanlarda dikkatli olunması grip gibi damlacık yoluyla bulaşan hastalıklarda yayılımı belirgin şekilde azaltabiliyor.
Grip gündeminin arka planında ise bir başka tehdit yer alıyor: kuş gribi. İnsanlarda H3N2 yayılırken, kanatlı hayvanlarda H5N1 başta olmak üzere kuş gribi virüslerinin de hızlı bir dolaşım içinde olduğu bildiriliyor. Son dönemde ABD’de daha önce yalnızca hayvanlarda tespit edilen H5N5 türüyle enfekte olan bir kişinin hayatını kaybetmesi, bu alandaki endişeleri artırdı. H5N1’in ise bugüne kadar en az 26 farklı memeli türüne geçtiği biliniyor.
Uzmanlar, kuş gribi virüslerinin memelilere uyum sağlamasının dikkatle izlenmesi gerektiğini, en büyük kaygının insandan insana bulaşabilir bir forma evrilmesi olduğunu söylüyor. Şu ana kadar böyle bir bulaşı kanıtlayan veri bulunmasa da yakın gözetimin şart olduğu ifade ediliyor. Türkiye’nin kuş göç yolları üzerinde yer alması nedeniyle yabani kuşlar ve kümes hayvanlarında sürveyans çalışmalarının büyük önem taşıdığı, özellikle mesleki olarak bu hayvanlarla temas eden kişilerin daha yüksek risk altında olduğu hatırlatılıyor.
Tüm bu veriler, yaklaşan kış aylarında gribin hafife alınmaması gerektiğini gösteriyor. Uzmanlara göre hem bireysel önlemler hem de sağlık sisteminin hazırlık düzeyi, bu sezonun ne kadar ağır yaşanacağını belirleyecek en önemli unsurlar olacak.









