Günde 1000 mg C Vitamini Ölüm Riskini Yüzde 65 Azaltabilir

C vitamini araştırması, lösemi riski taşıyan hastalarda ölüm tehlikesinin yüzde 65 azalabileceğine işaret etti.

Bilim dünyasından dikkat çeken lösemi araştırması

Günde 1000 miligram C vitamini kullanımı, lösemi riski taşıyan hastalarda ölüm riskini yüzde 65 azaltabilir. 109 kişinin katıldığı klinik araştırma, C vitamininin kanserle mücadeledeki olası rolünü yeniden gündeme taşıdı.

Bilim dünyasında dikkat çeken yeni bir araştırma, C vitamininin bazı kan hastalıklarına sahip kişilerde yaşam süresini uzatmaya yardımcı olabileceğini ortaya koydu. Kopenhag Üniversitesi ve ABD’deki Van Andel Enstitüsü araştırmacılarının yürüttüğü klinik çalışmada, günde 1000 miligram C vitamini alan katılımcıların ölüm riski, plasebo verilen gruba kıyasla belirgin şekilde daha düşük bulundu. Araştırmada elde edilen veriler, C vitamininin ölüm riskini yaklaşık yüzde 65 oranında azaltabileceğine işaret etti.

EVITA adı verilen araştırma kapsamında toplam 109 kişi takip edildi. Kasım 2017 ile Eylül 2022 arasında Danimarka ve ABD’de gerçekleştirilen çalışmaya, lösemiye dönüşme potansiyeli bulunan erken evre kan hastalıklarına sahip kişiler ile düşük riskli miyeloid kanser hastaları dahil edildi. Katılımcıların 55’ine 12 ay boyunca her gün 1000 miligram C vitamini verilirken, 54 kişilik kontrol grubuna herhangi bir aktif madde içermeyen plasebo uygulandı. Araştırma çift kör ve randomize kontrollü olarak tasarlandı.

Çalışmanın sonuçlarında en dikkat çekici bulgu, C vitamini kullanan grupta genel sağkalımın daha yüksek olmasıydı. Araştırmacıların yaptığı keşifsel analizde, C vitamini grubunun ölüm tehlikesi açısından plasebo grubuna göre yüzde 65 daha düşük bir risk taşıdığı hesaplandı. Bu sonuç, C vitamininin kan hastalıklarının ilerlemesini önleme ve hastaların yaşam süresini uzatma konusunda potansiyel bir rol oynayabileceğini düşündürdü.

Araştırmaya katılan kişilerin önemli bir bölümünde klonal sitopeni (CCUS) veya miyelodisplastik sendrom (MDS) olarak bilinen kan hastalıkları bulunuyordu. Bu hastalıklar, kemik iliğinde kan hücrelerinin üretimini etkiliyor ve bazı hastalarda zaman içerisinde akut miyeloid lösemi (AML) gibi agresif kan kanserlerine dönüşebiliyor. Özellikle CCUS tanısı alan kişilerde anormal kan hücresi klonlarının gelişimi, hastalığın ilerleme riski açısından yakından takip ediliyor.

Araştırmacılar, C vitamininin olası etkisini hücrelerin genetik işleyişini düzenleyen mekanizmalar üzerinden açıklıyor. C vitamini, TET ailesine ait enzimlerin faaliyetlerini destekliyor. Bu enzimler arasında yer alan TET2, hücrelerde hangi genlerin aktif olacağını veya baskılanacağını düzenleyen epigenetik süreçlerde önemli rol oynuyor. TET2 genindeki mutasyonlar ise bazı kan kanserlerinin gelişiminde etkili olabiliyor. Bilim insanları, yeterli C vitamininin TET enzimlerinin işlevini destekleyerek kan hücrelerindeki anormal genetik düzenlemelerin kontrolüne katkı sağlayabileceğini düşünüyor.

Araştırmanın sonuçları yalnızca sağkalım verileriyle sınırlı kalmadı. C vitamini alan grupta ciddi istenmeyen sağlık olaylarının görülme oranı yüzde 33 olurken, plasebo grubunda bu oran yüzde 57 olarak kaydedildi. Ayrıca başlangıçta C vitamini eksikliği bulunan katılımcıların vitamin seviyelerinde de iyileşme gözlendi.

Bununla birlikte araştırmanın önemli bir ayrıntısı bulunuyor. Çalışmanın birincil hedefi olan anormal kan hücresi klonlarının büyüme hızında iki grup arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık tespit edilmedi. Ayrıca hastalığın daha agresif kanser türlerine ilerlemesi açısından C vitamini grubunda beş, plasebo grubunda ise dokuz vaka görüldü. Ancak katılımcı sayısının sınırlı olması nedeniyle bu fark istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmedi.

Dolayısıyla yüzde 65’lik sonuç, C vitamininin herkesin ölüm riskini bu oranda düşürdüğünü veya lösemiyi kesin olarak önlediğini göstermiyor. Bu oran, belirli kan hastalıklarına sahip 109 kişinin yer aldığı araştırmadaki keşifsel sağkalım analizinden elde edilen göreceli risk azalmasını ifade ediyor.

Araştırmacılar, elde edilen bulguların daha geniş katılımlı klinik çalışmalarla doğrulanması gerektiğini vurguluyor. Bu kapsamda C vitamininin erken evre kan hastalıklarının ilerlemesini önleyip önleyemeyeceğini ve sağkalım üzerindeki etkisini kesinleştirmek amacıyla daha büyük bir üçüncü faz klinik araştırma planlanıyor.

Uzmanlar açısından bu çalışmanın önemi, kanser tedavisinden ziyade hastalık henüz erken aşamadayken ilerleme riskini azaltabilecek yöntemlerin araştırılması. C vitamininin ucuz, kolay erişilebilir ve biyolojik süreçlerde önemli görevler üstlenen bir besin öğesi olması, bu alandaki araştırmaları daha da önemli hale getiriyor.

Ancak elde edilen sonuçlar, sağlıklı kişilerin veya lösemi riski taşımayan bireylerin her gün 1000 miligram C vitamini kullanması gerektiği anlamına gelmiyor. Araştırma belirli kan hastalıklarına sahip kişiler üzerinde gerçekleştirildi ve C vitamininin genel nüfusta kanseri önlediğini gösteren bir kanıt sunmadı. Yüksek doz takviyeler bazı kişilerde mide bağırsak sorunlarına ve özellikle böbrek taşı riskine yol açabileceğinden, takviye kullanımı konusunda sağlık uzmanına danışılması gerekiyor.

Bilim insanları için bundan sonraki en önemli aşama, küçük ölçekli araştırmada ortaya çıkan sağkalım avantajının daha geniş hasta gruplarında da görülüp görülmeyeceğini belirlemek olacak. Eğer yeni araştırmalar da benzer sonuçlar ortaya koyarsa, C vitamini gelecekte bazı erken evre kan hastalıklarının yönetiminde destekleyici ve düşük maliyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.


Bilimsel kaynaklar:

  1. EVITA klinik araştırması – Cancer dergisi⁠
  2. Van Andel Enstitüsü araştırma açıklaması⁠
  3. PubMed bilimsel araştırma kaydı⁠