​İstemeden “Evet” Demek: Türkiye’nin “Ayıp Olmasın” Çıkmazı ve Abilene Paradoksu

Kimsenin istemediği ama herkesin onayladığı kararlar... Abilene Paradoksu ve Türkiye'deki "ayıp olmasın" kültürünün çarpıcı analizi.

​Hiç, aslında hiç kimsenin gitmek istemediği bir restorana, sırf gruptaki diğerlerinin orayı istediğini varsaydığınız için gittiniz mi? Veya ofiste, yöneticiniz dahil kimsenin içine sinmeyen bir projeyi, sırf “uyumsuz görünmemek” adına hep birlikte onayladığınız oldu mu? Eğer cevabınız evet ise, yönetim bilimci Jerry B. Harvey’in literatüre kazandırdığı “Abilene Paradoksu“nun tam ortasındasınız demektir.

​Abilene Paradoksu, bir grubun üyelerinin, kendi bireysel tercihlerine ve isteklerine tamamen zıt olmasına rağmen, grubun genel eğiliminin bu yönde olduğu yanılgısına kapılarak kolektif bir eylemde bulunması durumudur. Kısaca; kimsenin istemediği, ancak herkesin onayladığı kararlardır.

​Türkiye’nin Kültürel Kodu: “Aman Tadımız Kaçmasın”

​Bu paradoks, Türkiye gibi kolektivist (toplumcu) kültürlerin baskın olduğu, bireysel çıkışların bazen “uyumsuzluk” veya “saygısızlık” olarak algılandığı toplumlarda çok daha sık yaşanıyor.

​Türkiye özelinde bu durumun en büyük tetikleyicisi “Ayıp Olmasın” kültürüdür. Sosyologlara göre, Türk insanı ilişkilerde “hayır” demeyi veya karşıt fikir beyan etmeyi, karşı tarafa yapılmış bir kabalık olarak görme eğilimindedir. Bir aile toplantısında aslında kimsenin sevmediği o televizyon programının saatlerce açık kalması ya da misafirlikte kimsenin aslında yemek istemediği o son dilim böreğin “hatır için” zorla yenmesi, Abilene Paradoksu’nun günlük hayatımızdaki mikro örnekleridir.

Bir Örnek: Bir grup arkadaş tatil planı yapar. Aslında herkes ekonomik durumdan veya yorgunluktan dolayı evde kalmak istemektedir. Ancak biri ortaya “Bodrum’a mı gitsek?” fikrini atar. Diğerleri, fikri atanın çok gitmek istediğini sanarak ve “mızıkçı” olmamak için “Harika olur” der. Sonuç: Kimsenin gitmek istemediği, herkesin mutsuz olduğu ve bütçeleri zorlayan bir tatil.

​İş Dünyasında “Sessiz Konsensüs” Tehlikesi

​Abilene Paradoksu, Türk iş dünyasında verimsizliğin ve başarısız projelerin gizli mimarıdır. Hiyerarşinin katı olduğu kurumlarda, ast-üst ilişkisindeki “itaat kültürü”, bu paradoksu besler.

​Toplantı masasında yönetici, aslında kendisinin de çok emin olmadığı bir fikir ortaya atar. Ekip üyeleri, yöneticinin bu fikre aşık olduğunu varsayar veya “sorun çıkaran personel” olarak etiketlenmekten korkar. Sonuç olarak, odadaki herkesin içten içe “bu iş tutmaz” dediği proje, oy birliğiyle kabul edilir. Şirket kaynakları, kimsenin inanmadığı bir yolda harcanır. Bu durum, Türkiye’deki şirketlerin inovasyon yapamamasının ve “kral çıplak” diyememesinin temel sebeplerinden biridir.

​İletişimsizlikten Doğan Bir İllüzyon

​Abilene Paradoksu bir çatışma yönetimi sorunu değil, bir iletişim yönetimi sorunudur. İnsanlar, gerçeği söylemenin ayrılık yaratacağını düşünür; oysa paradoksal bir şekilde, gerçeği saklamak grubu uçuruma sürükler.

​Türkiye’de bu döngüyü kırmanın yolu, “Niyet Okuma” alışkanlığını bırakmaktan geçer. Karşımızdakinin ne düşündüğünü varsaymak yerine, açık iletişim kurmak ve “uyumlu görünme” kaygısını bir kenara bırakmak gerekir.

​Değerlendirme: Otobüsten İnebilmek

​Yeni bir yıla veya döneme girerken, hem özel hayatımızda hem de iş hayatımızda kendimize şu soruyu sormalıyız: “Biz bu yola gerçekten gitmek istiyor muyuz, yoksa sadece diğerlerinin istediğini mi sanıyoruz?”

​Bazen en büyük cesaret, herkesin bindiği o otobüsü durdurup, “Ben aslında Abilene’e gitmek istemiyorum” diyebilmektir. Unutmayın, muhtemelen otobüsteki diğerleri de sizin bu cümleyi kurmanızı bekliyor.